Patricia Rooney Mara, 17 Nisan 1985 tarihinde Bedford, New York'ta dünyaya gelmiştir. Amerikan futbolu tarihine damga vurmuş iki köklü ailenin, New York Giants'ın kurucusu Mara ailesi ile Pittsburgh Steelers'ın kurucusu Rooney ailesinin bir üyesidir. George Washington Üniversitesi'nde bir yıl okuduktan sonra New York Üniversitesi Gallatin Bireyselleştirilmiş Çalışmalar Okulu'na geçti ve buradan 2010 yılında psikoloji ve uluslararası sosyal politika alanlarında eğitim alarak mezun oldu. Oyunculuğa olan ilgisi, ablası Kate Mara'yı sahnede izlemesiyle ve klasik filmleri keşfetmesiyle başladı, ancak profesyonel kariyerine üniversite yıllarında adım attı. Kariyerinin başlarında "Urban Legends: Bloody Mary" (2005) gibi korku filmlerinde küçük roller aldı ve "Law & Order: Special Victims Unit" dizisinin bir bölümünde göründü. İlk kayda değer başrol deneyimini bağımsız film "Tanner Hall" (2009) ile yaşadı. Ancak Mara'nın kariyerindeki ilk büyük dönüm noktası, David Fincher'ın yönettiği biyografik drama "Sosyal Ağ" (The Social Network) (2010) filmindeki Erica Albright rolüyle gerçekleşti. Filmin açılış sahnesindeki kısa ama etkileyici performansı, sektörde dikkatleri üzerine çekmesini sağladı. Aynı yıl "Elm Sokağı Kabusu" (A Nightmare on Elm Street) yeniden çevriminde Nancy Holbrook karakterini canlandırdı. Rooney Mara'yı dünya çapında bir yıldıza dönüştüren ve oyunculuk yeteneğini kanıtlayan proje, Stieg Larsson'ın milenyum üçlemesinden uyarlanan "Ejderha Dövmeli Kız" (The Girl with the Dragon Tattoo) (2011) filmi oldu. David Fincher ile yeniden bir araya geldiği bu filmde, asosyal bilgisayar korsanı Lisbeth Salander karakterini canlandırmak için saçlarını kazıtıp piercing yaptırarak radikal bir fiziksel değişim geçirdi. Bu rol, ona En İyi Kadın Oyuncu dalında ilk Akademi Ödülü (Oscar) adaylığını ve Altın Küre adaylığını getirdi. Bu başarının ardından Steven Soderbergh'in "Acı Reçete" (Side Effects) (2013) ve Spike Jonze'un Oscar ödüllü "Aşk" (Her) (2013) filmlerinde yer alarak kariyerini sağlamlaştırdı. 2015 yılında Todd Haynes'in yönettiği dönem draması "Carol" filminde Cate Blanchett ile başrolü paylaştı. Therese Belivet rolündeki incelikli ve derinlikli performansı, ona Cannes Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandırdı ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ikinci kez Oscar'a aday gösterilmesini sağladı. Bağımsız sinemada ve sanatsal projelerde yer almayı sürdüren Mara, "Lion" (2016), Casey Affleck ile başrolü paylaştığı "A Ghost Story" (2017) ve "Mary Magdalene" (2018) gibi yapımlarda rol aldı. Yakın dönemde Guillermo del Toro'nun "Kabus Sokağı" (Nightmare Alley) (2021) filminde Molly Cahill karakterine hayat verdi ve Sarah Polley'nin "Konuşan Kadınlar" (Women Talking) (2022) filmindeki performansıyla beğeni topladı. Sinema kariyerinin yanı sıra, Kenya'daki yoksul ailelere ve çocuklara destek sağlayan Uweza Vakfı'nın kurucusudur ve aktif bir hayvan hakları savunucusudur.